Arazi Kullanımı

Nükleer santraller, arazi kullanımı açısından diğer enerji kaynaklarına göre daha avantajlıdır. Diğer enerji kaynakları ile karşılaştırıldığında daha az alana ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle ekolojik çevre üzerinde etkileri daha az olmaktadır. Aynı miktar elektrik üretebilmek için nükleer santrallerde 2,5 km2’ye ihtiyaç varken güneş panelleri için 75 kat, rüzgâr santralleri için 360kat daha fazla alana ihtiyaç duyulmaktadır.

2015 yılında ABD’de yayınlanan ” Karbon Salımı Yapmayan Teknolojiler için Arazi Gereksinimi” başlıklı raporda 1000 MW gücündeki bir nükleer santralde üretilebilecek elektriğin farklı tipteki santrallerden üretilmesi durumunda ihtiyaç duyulan alan hesaplandı.

Raporda 1000 MW’lık nükleer santralin %90 kapasite faktörü ile çalıştığı hesap edilerek  yaklaşık  km2’ alana ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.

Karşılaştırma yapıldığında, rüzgar santrallerinin kapasite faktörlerinin %32 ile %47 arasında, güneş santrallerinin kapasite faktörlerinin ise  %17 ile %28 arasında değiştiği hesaba katıldı.

Yukarıda sıralanan faktörler göz önüne alındığında 1,000-MW gücündeki nükleer tesisin bir yılda ürettiği elektriğin rüzgâr türbinleri ile üretilmesi için kapasite faktörünü de dikkate aldığımızda (%32-47)   1.900 MW- 2.800 MW arasında rüzgâr santrali kurulması gerekir. Bu durumda 1.000 MW’lik bir nükleer tesisin bir yılda ürettiği elektrik miktarını rüzgar santralinin üretmesi için gerekli olan alan 670 – 930 kilometrekaredir.

Yine aynı şekilde 1.000-MW Güneş Santrali (PV) kurulması için 36 kilometrekare alan gerekir. Güneş santrallerinin kapasite faktörlerini de dikkate aldığımızda (%17-28)  1,000-MW gücündeki nükleer tesisin bir yılda ürettiği elektriğin güneş santralleri ile üretilmesi için 3.300 MW- 5.400 MW güneş santrali kapasitesi gerekir. Böyle bir güneş santrali için 72-120 kilometrekarelik bir alan gerekir.

Arazi ihtiyacı için yapılan hesaplamalarda nükleer santraller için referans olarak ABD’de nükleer santrallerin kurulu olduğu 59 sahanın kapladığı alan işletme halindeki santral sayısına bölünmüş. Rüzgar santralleri için referans olarak ABD’nin en büyük rüzgar santrali olan Kaliforniya’da ki 1548 MW gücündeki Alta Rüzgar enerjisi merkezi, Güneş santralleri için referans olarak yine Kaliforniya’da ki 550 MW gücündeki Topaz Güneş Tarlası ve Çöl Güneş Işığı santralleri alınmış.[5]

Nükleer santraller, hidroelektrik santrallerin aksine nehir yollarının kaydırılmasına ve arazilerin sular altında kalmasına yol açmazlar [1]. Hidroelektrik santrallerin inşaat aşamasından itibaren sosyo ekonomik etkiler de ortaya çıkmakta, yöre halkının tarım yaptığı araziler suların altında kalmakta ve buna bağlı olarak göç, işsizlik vb. sorunlar çıkmaktadır. Suların altında kalan arazilerin kamulaştırılması neticesinde iç ve dış göç olayları da yaşanmaktadır [2]. Burada sayılan hususların hiçbiri nükleer santral projeleri için geçerli değildir.

Nükleer santrallerin, petrol ve kömür gibi fosil yakıtlarla çalışan termik santraller için yapılan büyük işleme ve depolama alanlarına da ihtiyaçları yoktur [3]. Kömürün çıkarılması sırasında büyük alanlardan toprağın alınıp kömür olmayan alanlara yığılması yanlış arazi kullanımına da neden olmaktadır [4].

Bu karşılaştırmayı dürüst bir şekilde yaparsak nükleer enerjinin daha da iyi sonuçlar sunduğunu görebiliriz.

Sonuç olarak, bu duruma hangi açıdan bakarsanız bakın, küçük bir alanda temiz elektrik enerjisi üretmek istiyorsanız tek mantıklı seçenek nükleer enerjidir. Bu durum arazinin değerli veya biyolojik çeşitlilik endişelerinin önemli düzeye ulaştığı noktalarda belirleyici unsur olabilir.

Referanslar:

[1] Türkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM): “Enerji Üretimi ve Çevresel Etkileri”, Stratejik Rapor No:14, (2006), s.42

[2] TASAM: “Enerji Üretimi ve Çevresel Etkileri”, Stratejik Rapor No:14, (2006), s.73

[3] TASAM: “Enerji Üretimi ve Çevresel Etkileri”, Stratejik Rapor No:14, (2006), s.42

[4] TASAM: “Enerji Üretimi ve Çevresel Etkileri”, Stratejik Rapor No:14, (2006), s.59

[5] https://www.nei.org/news/2015/land-needs-for-wind-solar-dwarf-nuclear-plants