Nükleer Santraller Kansere Neden Olur Mu ?

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’nün (NCI) yaptığı ve Amerikan Tıp Birliğinin dergisinde yayımlanan (American Medical Association) çalışma (20 Mart 1991),

62 nükleer tesisin yakın çevresinde yaşayan insanların kanserden ölüm oranlarının artmadığını göstermiştir. Çalışmada incelenen tesislerin tamamı 1982’de açılmış olup 52 nükleer güç santrali, 9 araştırma ve askeri amaçlı santral ve 1 tane de yeniden işleme tesisini içermektedir. Çalışmada lösemininde olduğu 16 kanser türü üzerinde çalışılmış, nükleer tesislerin öncesinde ve sonrasındaki ölüm oranları, nükleer tesisin olmadığı 292 benzer özelliklerdeki yerleşim yerleriyle karşılaştırılmıştır. Çalışmada 1954-1984 yılları arası 900,000 ölümlü sonuçlanan kanser vakası incelenmiştir.

Bu çalışma bazı kanser türlerinin tesisin açılmasından önce ve sonra yüksek oranda olduğu, bunun tesisle alakalı olmadığını göstermiştir. Çocuk lösemi kanseri ile alakalı yapılan değerlendirmelerde tesisler açılmadan önce 1,08; tesisler açıldıktan sonra 1,03 olduğu yansımıştır. Tüm yaşlardaki lösemi kanserindeki riskin tesis açılmadan önce 1,02 olduğu, tesis açıldıktan sonra 0,98 olduğu çalışmaya yansımıştır[1].

Ayrıca NRC,  ABD Bilimler Akademisi (NAS) ile belirlenecek 7 tesis çevresinde yeni bir kanser araştırması yapmak için işbirliği içinde olduğunu duyurdu. 2013’te başlayan çalışmanın yaklaşık 2 yıl süreceği bildirilmiştir.[2]


Oxford Üniversitesinden çocuk kanser Araştırmaları grubunun 13 kasım 2013 tarihinde British journal of Canser dergisinde yayımlanan makalesinde

Nükleer santrallerin çocuklarda lösemi riskini arttırmadığı sonucunu ortaya koymuştur. 1962 – 2007 yılları arası Lösemiden tedavi görmüş 5 yaş altı 10,000 çocuk üzerinde yapılan çalışmada, çocukların doğumlarında nükleer santrallere olan yakınlıkları hesaba katarak yaptığı çalışmada, nükleer santrallerin lösemi ve benzer kanser türlerinin oluşmasında bir risk oluşturmadığını ortaya çıkarmıştır.[3]


International journal of Cancer dergisinde yayımlanan makalede Fransa’da nükleer santral 5 km çevresindeki çocuklar üzerinde yürütülen çalışma

Löseminin Nükleer santrallerle ilişkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmada 1990 ve 2007 yılları arasında kontrol grupları kullanılarak 19 reaktöre olan uzaklıklarını da dikkate alarak bir çalışma yapılmıştır. Üç grup üzerinde yapılan (0-5 yaş, 5-9 yaş ve 10-14 yaş arası), kontrol grupları (en az 20 km uzakta) ile nükleer santral çevresinde yaşayan (5 km komşuluğunda) arasındaki lösemi riskinin aynı olduğu sonucuna ulaşılmış olup Nükleer santrallerle lösemi arasında bir korelasyon kurulamamıştır.[4]


Cancer Causes and Control dergisinde 1992 de yayımlanan makale

Kanada Nükleer tesislerinin (uranyum rafinerisi, nükleer madencilik ve 2 tane nükleer santralin olduğu bölge) 25 km yakınlarında 1950 ile 1987 yılları tesislerin işletmeye girmeden önce ve sonra yapılan kanser araştırmaları sonucunda kanser riskinin kayda değer şekilde değişmediği tespit edilmiştir.[5]


Sağlıklı çalışan etkisi ve nükleer endüstri çalışanları

The healthy worker effect and nuclear industry workers Krzysztof W. Fornalski, Ludwik Dobrzyn´ski, Polonya

Çalışmada nükleer endüstri çalışanları arasında doz – etki ilişkisi incelenmiştir. Bütün insanlar doğal radyasyon ve medikal işlemlerden radyasyona maruz kaldıklarından mükemmel bir kontrol grubu oluşturmak mümkün değildir. Sağlıklı çalışan etkisi tanım olarak ciddi sağlık sorunları olan ve kronik engellilerin iş gücünden uzaklaştırılmaları sebebiyle çalışanların kontrol grubundan daha düşük oranda ölüm oranlarına sahip olmalarıdır.

Bölgeden bölgeye yaşanılan çevredeki doğal radyasyon oranı büyük farklılıklar gösterebilir. (0,7-700 mSv/yıl). Dünyanın birçok bölgesinde insanlar doğal radyasyonun çok yüksek olduğu bölgelerde yaşamışlardır. Bu bölgelere örnek olarak Çin’in bazı bölgeleri, Brezilya’da Guarapari İran’ın Ramsar bölgesi verilebilir. İran’ın Ramsar bölgesindeki yıllık alınan doz 600mSv’i bulabilmektedir. Avrupa’da ise İskandinavya, Rusya ve Fransa doğal radyasyonun yüksek olduğu yerlerdir. Ancak doğal radyasyonun yüksek olduğu bu bölgelerde ölüm oranlarında artma ya da yaşam sürelerinde bir kısalma gözlemlenmemiştir.

Tayvan’da bir grup insan, evleri radyoaktif kobalt ile kirletilmesi nedeniyle ortalama120-4000 mSv yıllık doz alarak 20 yıl boyunca yaşamıştır. Bu insanların kanserden kaynaklı ölüm oranı yıllık 5.3 mSv doz alan radyasyon işçilerinden düşük çıkmıştır.

2008 yılında 250,000 (Luckey) nükleer çalışan üzerine yapılan bir araştırmada yıllık 100 mSv’den az radyasyona maruz kalan işçilerin kanser nedeniyle ölüm oranları ülke geneline göre daha düşük çıkmıştır.

Kanser Araştırması için Uluslararası Ajans (IARC) verilerinde nükleer endüstrinin bulunduğu 15 ülkede 400,000 nükleer endüstri çalışanı üzerine yapılan çalışmada Seçilen bir kontrol grubuna göre kanser ölüm oranlarının ve diğer sebeplerden kaynaklı ölüm oranlarının nükleer endüstri çalışanlarında daha düşük olduğu gözlemlenmiştir.

1_20


Fransa nükleer tesisleri çevresinde sağlık araştırması

Cancer mortality around French nuclear sites Jean-Marc Hattchouel, MD, Agnès Laplanche, MD, Catherine Hill, Fransa

1985 yılından önce 13 ana Fransız nükleer tesisi çevresinde yaşayan 0 – 64 yaş arası nüfusun kanser ölümleri araştırılmıştır. Tesislerin 16km çevresinde 503 yerleşim saptanmıştır ve nüfusları 1968 – 1989 arasında izlenmiştir. Toplamda 8.970.000 insan-yıl araştırma yapılmıştır. Bu yerleşimlerde muhtemel radyasyon kaynaklı kanser ölümleri ulusal ölüm oranlarıyla karşılaştırılmıştır. Meme kanseri hariç ortalama kanser ölümleri ile karşılaştırma nüfusu arasında bir fark gözlenmemiştir. Meme kanseri için nükleer tesislerin yakınında bir fazlalık gözlenmiştir. Testlerin birkaç defa yapılarak verilerin düzeltilmesi sonrasında bu farklılığın belirgin olmadığı sonucu çıkmıştır.

Bu çalışma sonucunda Fransız nükleer tesisler çevresinde yaşayan 0 – 64 yaş arası nüfusta fazladan kanser ölümü olmadığı gösterilmiştir.


Güney Kore’de Nükleer Endüstri Çalışanları Üzerinde Radyasyon Maruziyeti Ve Kanser İnsidansı Araştırması

Radiation exposure and cancer incidence in a cohort of nuclear power industry workers in the Republic of Korea, 1992–2005 ( Radiation and Environmental Biophysics March 2010, Volume 49, Issue 1, pp 47-55 ) (  Meeseon Jeong,   Young-Woo Jin,   Kwang Hee Yang,   Yoon-Ok Ahn,   Chang-Yong Cha)

Bu çalışmada Güney Kore’de nükleer tesislerde çalışan radyasyon işçileri ile radyasyon ile alakası olmayan işçiler arasındaki kanser insidansını araştırmak üzere yapılmıştır. Radyasyon işçileri kişisel dozimetre taşımak zorunda olan işçiler olarak tanımlanmıştır. Nükleer tesislerde bayan çalışanların az olması sebebiyle çalışma 16,236 erkek çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. 1992-2005 yılları arasında 63,503 kişi yıl biriminde 8,429 radyasyon işçisinde 99 kanser vakası, aynı yıllar arasında radyasyon işçisi olmayan 7,807 işçide 48,301 kişi yıl biriminde 104 kanser vakası gözlemlenmiştir. Kore geneline göre kıyaslama yapıldığında radyasyon işçilerinin kanser insidansı 1.07, radyasyon işçisi olmayanlarda ise 0.88 olarak bulunmuştur. Radyasyon maruziyeti ile ortaya çıkabilecek en olası kanser türü olan tiroit kanser insidans oranı her iki işçi türünde birbirine çok yakın çıkmıştır. Sonuç olarak, Kore’de radyasyon işçilerin kanser insidansında diğer işçilere göre belirli bir artış gözlemlenmemiştir.

Fizik ve Güç Mühendisliği Enstitüsü (IPPE) verilerine göre Rusya’da nükleer çalışanlarda kanser insidansı: bir başlangıç analizi

Cancer incidence among nuclear workers in Russia based on data from the Institute of Physics and Power Engineering: a preliminary analysis.Ivanov VK1,Tsyb AF,Rastopchin EMGorsky AIMaksyutov MAVayzer VISuspitsin YVFedorov YV, Rusya

Nükleer endüstride çalışanlar radyasyona maruz kalma potansiyeline sahiptir. Sistemli medikal takip ve doz izlemesi kanser insidansı ve radyasyon dozu arasında ilişkinin temelini oluşturabilir. Bu çalışmada, IPPE çalışanları ve Rusya genel nüfusunun 1991-1997 yılları arasında kanser insidans oranları karşılaştırılmıştır. Kanser gelişiminde ön periyot belirsizliğinin aşılması için 1981 yılından önce işe başlayanlar ele alınmıştır.

Sonuç olarak karşılaştırma nüfusu ile kıyaslandığında IPPE çalışanlarında bazı kanser türleri için daha yüksek insidansa rastlanmıştır. Bunun önemli bir sebebi Rusya’nın nükleer şehirlerinde daha yüksek seviyede sağlık olanakları ile kanser tanı ve kayıtlarının daha yüksek seviyede yapılması olabilir. Kanser insidansı ile radyasyon dozu arasında istatistiksel olarak belirgin bir ilişki saptanmamıştır. Bu çalışmalar başlangıç olarak ele alınmalıdır çünkü vaka sayıları küçüktür (17 erkek ve 7 kadın).


1968-2003 Yılları Arasında Fransız Elektrik Şirketi’ndeki (EDF) Nükleer İşçiler üzerine yapılan araştırma

EDF’te çalışan Fransız nükleer işçiler üzerinde ölüm oranları konusunda çalışma düzenlendi. İlk kanser ölüm analizi 1968-1994 yılları arasında yapıldı. Bu çalışma ise, bu ölüm analizi ve 9 yıl sonrasını da içine alan 1968-2003 yılları arasında çalışan işçileri kapsamaktadır. Çalışma %97’si erkek olan 22.393 işçiyi kapsamaktadır. İstihdam verileri EDF’in personel dosyaları kullanılarak güncellenmiştir. Fransız Ulusal Nüfus Kaydı kullanılarak veriler onaylanmıştır ve personel ve emeklilerin dosyalarıyla tamamlanmıştır. Ölüm sebepleri, Ulusal Ölüm Sebepleri Kaydı’ndan alınmıştır. Standart ölüm oranları (SMR), ulusal ölüm oranları referans alınarak hesaplanmıştır. Standart ölüm oranlarındaki tüm kanser ve ölüm sebeplerindeki değişimler, mesleki ve demografik özelliklere göre çalışılmıştır.

Çalışmanın sonunda (31/12/2003), işçilerin %74’ü halen aktif olarak çalışmaktadır. Ortalama takip süresi 20 yıldır. Gerçekleşen ölümlerin %96’sının sebebi kesinleşmiştir. Toplam ölüm sayısı 874’tür ve bunların 307’si kanserden ölmüştür. Tüm sebep ve kanserlere göre standart ölüm oranları, Fransız Ulusal Ölüm oranına kıyasla düşüktür. Santral sahalarının hiçbirinde önemli ölçüde kanser oranları gözlemlenmemiştir. Önemli ölçüde pankreas, göğüs, böbrek ve beyin kanseri gözlemlenmemiştir. Standart ölüm oranlarındaki farklılıkların sebebinin yaş grup dağılımındaki farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Yine daha yüksek seviye diploma sahibi olan işçiler arasında ölüm oranlarının daha düşük olduğu gözlemlenmiştir.

İşçi Sağlık Etkileri Kurumunun verilerine göre, genel nüfusa kıyasla ölüm oranlarında kayda değer bir düşüş yaşanmıştır.  Takibe 9 yıl da eklenmiş olmasına rağmen, bu çalışma genel olarak halen aktif olarak çalışmakta olan gençler üzerinde yapılmıştır. Fransa’da mesleki olarak iyonize radyasyona maruz kalan işçilerin sağlık açısından gözetimi amacıyla bu takip çalışmasının güncellenmesi planlanmıştır.


Kronik Düşük Doz İyonlaştırıcı Radyasyon Maruziyetinin ABD Nükleer Sektör Çalışanlarının Üzerine Etkisinin Analizi
Geoffrey R. Howe 1a, Lydia B. Zablotska a, Jack J. Fix b, John Egel c, and JeffBuchanan b

Analysis of the Mortality Experience amongst U.S. Nuclear Power Industry Workers after Chronic Low-Dose Exposure to Ionizing Radiation. Radiat. Res. 162, 517–526 (2004).

ABD’de 15 nükleer santral işletmesi çalışanları 1979 -1997 yılları arasındaki 18 yıl boyunca takip edilmiştir. Takip edilen bu grup içindeki ölüm vakaları bireysel radyasyon maruziyetine göre analiz edilmiştir. Grup önemli oranda sağlıklı işçi efekti göstermiştir, yani grupta kanser ve kanser dışı hastalıklardan ölüm oranı ülke çapındaki oranlara göre daha düşük çıkmıştır. Topluluk üzerinde ayrıca alınan radyasyon dozu oranına göre kalp hastalıkları ölüm oranları incelendiğinde bu oranlarda da ülke ortalamasına göre düşük çıkmıştır.


Düşük dozda iyonlaştırıcı radyasyonun etkileri: 3 Ülkede Nükleer Endüstri Çalışanları arasında kanser oranları

Effects of low doses and low dose rates of external ionizing radiation: cancer mortality among nuclear industry workers in three countries.

Bu çalışmada ABD, İngiltere ve Kanada’da Nükleer endüstride çalışan insanların ölümleri üzerine ulusal ölüm oranlarıda dikkate alınarak  bir araştırma yapılmıştır. Sonuçlar bu üç ülkeden birinde 6 ay (veya daha fazla) iyonize eden radyasyon ortamında ve nükleer endüstride çalışmış 95,673 işçi (%85.4 erkek)  üzerinde uluslar arası ölüm oranlarıyla birlikte değerlendirilerek verilmiştir. Bu analizler düşük seviyeli radyasyonların neden olduğu kanserojen etkileri daha kesin bir şekilde elde etmek için yapılmıştır. Birçok çalışmadan gelen sonuçların birleştirilmesiyle radyasyon ve bazı özel kanser türlerinin arasındaki bağın ortaya çıkmasında elimizi güçlendirmiştir. Birleştirilmiş analizlerde risk grubunu oluşturan toplamda 2,124,526 kişi/yıl, 15,825 ölüm ve 3,976 kanser vakasını kapsamaktadır. Radyasyon dozu ve ölüm oranları arasında, kanser sonucu olsun ya da olmasın, bir bağlantının kanıtı yoktur. Atom bombası sonucunda hayatta kalan yada yüksek oranda radyasyona maruz kalan gruplarda yapılan çalışmalar göstermiştir ki dış kaynaklı iyonize eden radyasyonla Kan kanserinden ölüm oranları- kronik kanseri hariç tutularak (CLL)- arasında kuvvetli bir ilişki vardır. 31 tür kanser üzerinde yapılan çalışmalar, sadece omurilik kanseriyle radyasyon arasında bir bağ olduğunu ortaya çıkarmıştır ve bu Hanford ve Sellafield denekleri üzerinde yapılan çalışmalarda daha önceden gösterilmişti. Fazla Göreceli Risk (excess relative risk – ERR) analizi tüm kanser türlerini hesaba katarak, birisini atom bombası sonucunda hayatta kalanların oluşturduğu iki grup insan üzerinde ölüm sebeplerinin analiziyle risk tahmini yapmaktadır. Bu değerler göstermektedir ki uzun süreli 100mSv’ye maruz kalmanın 0 mSv’ye maruz kalmaya göre  göreceli riskin 0,99u bütün kanser oranlarının (kan kanseri hariç), 1.22 si kan kanseri dahil sonuçları vermektedir. (Yani uzun süre 100 mSv’ye maruz kalmakla 0 mSv’ye maruz kalmak arasında kan kanserini hariç tutarsak kanser olma riskinde bir değişiklik yoktur (0,99 oran). Kan kaserini  işin içine dahil edersek kanser olma riski 0,22 daha fazla (1,22 oran.) ) Bu tahminler, bayan erkek arasında çok farklılık oluşturmamaktadır, düşük seviyeli radyasyonla kanser olma riski arasındaki bağı gösteren şimdiye kadar yapılmış en kesin olanlarıdır.


Fransa’da Nükleer İşçilerin İle Kronik Dışsal Radyasyon Maruziyetinin İlişkisi

(Mortality associated with chronic external radiation exposure in the French combined cohort of nuclear workers. ) Metz-Flamant C1,Laurent O,Samson ECaër-Lorho SAcker AHubert DRichardson DBLaurier D.

Bu araştırmada uzun dönem düşük seviyeli radyasyonun etkisi CEA, AREVA ve EDF işçileri üzerinde çalışılmıştır.  Kan kanseri, kan dolaşımı rahatsızlıkları ve diğer kanser türleri sebebiyle olan ölümler ile düşük seviyeli dış kaynaklı radyasyonun arasındaki bağ araştırılmıştır. Bu çalışmadaki işçiler 1950-1994 yılları arasında en az 1 yıl EDF, AREVA ve CEA da çalışmış işçilerdir. Her bir işçinin aldığı gama ve X ışınları (yıllık) tek tek hesaba katılmıştır. Bu datalar Liner Fazla Görecili Risk metoduyla modellenmiştir. 59,021 işçi arasında, 2312 tanesi kanserden, 78 tanesi kan kanserinden ve 1468 tanesi kan dolaşımı ile ilgili hastalıklardan ölmüştür (1968-2004 yılları arası).  Deneklerin %72 si sıfırdan farklı kümülatif değerlerde doz almıştır ki bu değer ortalama 22,5 mSv değerindedir. Bu çalışmada sadece Kan Kanseriyle alınan doz arasında önemli bağlantılar bulunmuş, diğer kanser türleri ve hastalıklar arasında bir bağlantıya ulaşılamamıştır. Yapılan bu çalışma Fransız denekler üzerinde yapılan ilk birleştirilmiş çalışmadır.


Nükleer Santral Bulunmayan Bölgelerde Kanser Araştırmaları

Doğu Sibirya Yerel Halkları Kanser İnsidansı

(Cancer incidence in the native peoples of far eastern Siberia.) (Zaridze DGMarochko ABasieva TDuffy SW.Author information)

 Kuzey Doğu Sibirya yerli halkı için 1977-1988 yılları arasında kanser insidans oranların araştırılmıştır. Burada yaşayan insanlarda mide, akciğer, yemek borusu ve serviks kanserlerinde yüksek oranlar gözlemlenmiştir. Bu oranlar Alaska ile kıyaslandığında daha yüksek çıkmıştır. Alaska’da ise göğüs ve kolorektal kanser oranları Kuzey Doğu Sibirya’ya göre yüksektir.Kuzey Doğu Sibirya yerli halkında mide, akciğer ve yemek borusu kanser oranları bölgeye Rusya’nın başka bölgelerinden neredeyse 3 yüzyıl önce göç eden insanlara kıyasla da oldukça yüksektir. Erkekler için Paleo-Asya yerlilerinde Mide ve akciğer kanserleri yüksek oranda gözlemlenirken, Tayga yerlilerinde yemek borusu kanseri daha yüksek oranda gözlemlenmiştir. Kadınlarda ise, Paleo-Asya yerlilerinde mide ve yemek borusu kanseri, Tayga kadınlarında ise akciğer kanseri daha yüksek oranda çıkmıştır. Bölgenin güneyinde yaşayan Amuro-Sakhalin yerlilerinde ise rahim kanseri daha yüksek oranda çıkmıştır. Kanser türlerinin neden farklı etkin gruplarda bu derece değişim gösterdiğinin anlaşılması için daha fazla araştırmalar yapılmalıdır.

Nükleer santral ve Kanser Karşılaştırma

Nüfusları ve kişi başına düşen milli gelirleri birbirine yakın olan Slovakya ve Yeni Zelanda’nın kanser vakaları karşılaştırılarak incelenmiştir.Tablodan da görüldüğü üzere kansere yakalanma kümülatif riski nükleer santrallere çok uzakta olan Yeni Zelanda’da daha yüksektir.

YENİ ZELANDA SLOVAKYA
Nükleer Santral Sayısı 0 4
Nüfus 4,525,620 5,415,949
Kişi başına GSYH ($) 30,493 24,605
Kanser Türü Vaka sayısı Crude Rate ASR (W) Yüz binde oran Kümülatif risk  
Tüm Kanserler 21337 478.3 295.0 28.81 Yeni Zelanda
24045 438.8 276.9 27.78 Slovakya
Prostat 3330 151.9 92.2 11.31 Yeni Zelanda
1934 72.6 50.0 6.01 Slovakya
Bağırsak 3018 67.6 37.3 4.27 Yeni Zelanda
3963 72.3 42.7 5.17 Slovakya
Göğüs 2840 125.2 85.0 9.03 Yeni Zelanda
2643 93.9 57.5 6.37 Slovakya
Cilt ve deri 2473 55.4 35.8 3.90 Yeni Zelanda
806 14.7 9.9 1.08 Slovakya
Akciğer 2027 45.4 25.9 3.20 Yeni Zelanda
2531 46.2 28.3 3.52 Slovakya
Lenfoma 841 18.9 11.7 1.33 Yeni Zelanda
574 10.5 6.9 0.79 Slovakya
Böbrek 586 13.1 8.2 0.97 Yeni Zelanda
1063 19.4 12.5 1.49 Slovakya
Lösemi 574 12.9 8.2 0.82 Yeni Zelanda
650 11.9 8.6 0.87 Slovakya
Pankreas 486 10.9 5.9 0.68 Yeni Zelanda
881 16.1 9.4 1.14 Slovakya
Mide 393 8.8 5.2 0.58 Yeni Zelanda
901 16.4 9.6 1.13 Slovakya
Karaciğer 296 6.6 4.0 0.48 Yeni Zelanda
398 7.3 4.3 0.52 Slovakya
Tiroit 276 6.2 5.0 0.48 Yeni Zelanda
300 5.5 4.0 0.41 Slovakya

[1] http://www.cancer.gov/cancertopics/factsheet/Risk/nuclear-facilities

[2] http://www.nrc.gov/reading-rm/doc-collections/fact-sheets/bg-analys-cancer-risk-study.html

[3] http://www.cambridgecancer.org.uk/node/2309

[4] http://www.brest-ouvert.net/IMG/pdf/Childhood-leukemia.pdf

[5] http://link.springer.com/article/10.1007/BF00051714

Paylaş
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on VK