Türkiye’de Nükleer Santraller Neden Gerekli

Ülkemiz, son on iki yıl içerisinde milli geliri dört kat, kişi başına milli geliri ise üç kat artarak dünyanın en büyük 17. ekonomisi olmuştur. Diğer yandan, nüfus artış hızımız da devam etmektedir. Cumhuriyetimizin 100. yılında Ülkemiz, 2 trilyon ABD doları milli gelirle dünyanın ilk on ekonomisi arasına girmeyi ve kişi başına düşen milli gelirimizi 25.000 ABD dolara, ihracatımızı 500 milyar dolara çıkarmayı hedeflemektedir. Ancak unutulmamalıdır ki büyüyen ekonomiler beraberinde enerji talebini ve özellikle elektrik tüketim talep artışını da beraberinde getirmektedir. Ülkemizde elektrik tüketim talebimiz ortalama olarak ekonomimizin büyüme hızından daha fazla gerçekleşmiştir. Elektrik tüketim talep artışında ülkemiz, dünyada Çin’den sonra ikinci, Avrupa’da ise birinci sırada yer almaktadır.

Büyüyen ekonomi, elektrik tüketimi ve nüfus yapısı karşısında enerji arz portföyümüze bakıldığında petrolün % 92’si, doğalgazın % 98’i, kömürün % 50’si ithal kaynaklardan karşılanmakta olup enerji ithal bağımlılığımız % 72 civarındadır. Bunun sonucu olarak cari açığımız içerisinde enerji ithalatından kaynaklanan pay 60 milyar dolar olarak gerçekleşmektedir. Bu çerçevede temel enerji politikalarımız; dışa bağımlılığın en alt düzeye indirilmesi, kaynak çeşitliliğine ve yerli, yeni ve yenilenebilir kaynaklara önem verilmesi, enerjinin verimli üretilmesi ve kullanılması, serbest piyasa uygulamaları içinde kamu ve özel kesim imkanlarının harekete geçirilmesi, ülke enerji ihtiyaçlarını güvenli, sürekli ve en düşük maliyetler ve en az çevresel etkilerle karşılayacak tedbirleri alan politikaların hayata geçirilmesi ve nükleer santrallerin enerji arz portföyüne dâhil edilerek arz çeşitliliğinin sağlanması şeklinde özetlenebilir.

Ülkemiz, 2023 yılına kadar iki nükleer santrali işletmeye almayı üçüncüsünün de inşaatına başlamayı ve böylece nükleer santral seçeneğini enerji üretim portföyümüze dahil etmeyi planlamaktadır. Böylece neredeyse tamamı ithal edilen doğalgazın yerine nükleer santralleri elektrik enerjisi üretiminde kullanarak enerjide dışa ve fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltmayı, enerji kaynak çeşitliliğini artırmayı ve sonuç olarak enerji arz güvenliğini sağlamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda ülkemiz, üç nükleer santralle birlikte elektrik kurulu gücünün en az %10’unu karşılayacaktır.

Dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde ve hatta petrol ve doğalgaz zengini ülkelerde dahi nükleer santraller bulunurken, yarım asır önce 1957 yılında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına üye olan Ülkemiz, Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu Arasında Akkuyu Sahasında Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşma’yı onaylayarak ilk kez nükleer santral projesini uygulamaya koymuştur. Diğer yandan Sinop’ta Nükleer Güç Santrali kurulması ve işletilmesi için 3 Mayıs 2013 tarihinde Japon Hükümeti ile Hükümetlerarası Anlaşma imzalamış 2015 yılı içinde de meclis onayından geçmiştir.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyeli
Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyeli

Kuşkusuz nükleer santraller ülkemiz için sadece elektrik üretim tesisleri değil, aynı zamanda sanayi, tıp ve tarımda da uygulama alanı bulan teknoloji yoğun bir sektör olup önemli istihdam imkânları sunmaktadır. Nükleer santrallerin inşası ve işletilmesi esnasında bu projeden birçok sektör doğrudan ve dolaylı olarak etkilenecektir. Ekonomi, teknoloji ve istihdamın yanı sıra nükleer santraller ülkemizde kalite yönetim standartlarının uygulanması, standartlara uygunluk denetimi ile güvenlik ve emniyet Kültürünün gelişmesine de büyük katkı sunacaktır.

Yenilenebilir enerji potansiyelimizin tamamı kullanılsa bile 2023 yılındaki elektrik tüketim miktarının ancak yarısı karşılanabilmektedir. Nükleer santraller baz yük santrallerdir, günün 24 saati çalışır. Rüzgâr, güneş ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynakları iklim ve meteorolojik koşullara bağlıdır. Nükleer santrallerin kapasite faktörü % 90 civarında iken, güneş ve rüzgar santrallerinde bu oran en fazla % 20 civarındadır. Yeni nesil nükleer santrallerin işletme ömrü 60 yıl iken bu, rüzgâr ve güneşte 15-25 yıl civarındadır (Şekil 5). Ayrıca, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı santraller nükleer santrallere göre çok daha fazla alan kaplamaktadır. Ancak, enerji ithal bağımlılığımızı azaltmak adına 1 MW bile olsa yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızı sonuna kadar kullanmalıyız.

Paylaş
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on VK