İklim Değişikliği Konferansı Ertesinde Gözler Nükleer Enerji’de

Paris konferansında sera gazı salımlarının sınırlandırılarak 2100 yılına kadar küresel ısınmayı 2 oC ile sınırlandırma hedefi konuldu. Ancak tüm dünyada ekonomik büyüme ve sanayileşme sürerken, sera gazı salımlarının nasıl sınırlandırılacağı konusunda net bir vizyon ortaya konulmadı. Bu durum Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) da gündeminde. Konferansa katılan  UAEA delegasyonuna başkanlık eden David Shropshire yaptığı değerlendirmede öncelikli hedeflerin belirlendiği bu sebeple çalışmaların hemen  başlaması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca konferansın ülkeler arasında koordinasyonun artırılmasına önemli katkılar sağladığı, küresel ısınmanın önlenmesinde düşük karbonlu enerji teknolojilerinin önemli bir ittifak alanı olduğu ancak belirli bir enerji üretim şeklinin işaret edilmediğini ifade etti. Sadece bu söylemin bile nükleer enerjiyi ön plana çıkardığına değinen Shropshire, bazı ülkelerin (Çin, Hindistan, Türkiye, Japonya gibi) karbon salımının düşürülmesinde nükleer enerjinin önemli olduğunu görüşmeler sırasında vurguladıklarını sözlerine ekledi.

Nükleer enerjinin ikilim değişikliği konusunda en önemli seçenek olduğuna değinen Shropshire sözlerine şöyle devam etti: “Hali hazırda nükleer enerji yıllık 2 milyar ton karbon salımını düşürmekte. Son öngörülere göre nükleer kapasite 2030 yılına kadar yüzde 2 oranında artacak, bu durum küresel ısınmanın önlenmesine katkı sağlayacak ancak hedeflenen 2 oC’yi yakalamak için önümüzdeki 25 yılda nükleer kapasitenin iki katına çıkması gerekecektir.”

UAEA’nın rolüne de değinen Shropshire ajansın iklim değişikliği krizinde nükleer enerjinin önemini başta üye ülkelere sonra tüm insanlara anlatmayı hedeflediğini belirtti.

Kaynak: https://www.iaea.org/newscenter/news/qa-what%E2%80%99s-next-after-cop21

Paylaş
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on VK